imam dua

Süâl: Şerîat-ı Muhammediyye’de, dâru’l-harbde her hangi bir zarūret bulunmaksızın, gayr-ı Şer’î her hangi bir devleti kasd ederek “Allâh devletimizden râzı olsun” diye düâ eden bir “imâm”ın vaz’iyyet-i dîniyyesi nedir, kendisine ittibâ’ etmek sūretiyle namâz kılmak câiz midir, câiz değil ise, kendisine ittibâ’ etmek sūretiyle kılınmış bulunan (farz-ı ayn ve veyâhud vâcib olan) namâzların kazâ edilmeleri lâzıme midir?

Cevâb: Şerîat-ı Muhammediyye’nin esâsını teşkil eden “Küfre rızâ küfürdür” kâidesi mûcebince, süâlde mezkûr, gayr-i Şer’î her hangi bir devleti kasd ederek edilen “Allâh devletimizden râzı olsun” şeklindeki düânın elfâz-ı küfürden bir lakırdı olmasına bina’en, işbu lakırdıyı eden “imâm” küfre dûçâr olmuş bir kafirdir!

Zîrâ, süâlde mezkûr kimsenin “imâm” olması hasebiyle dâru’l-harbde vücûd bulan bilmeme özrü bile işbu kimse hakkında gayr-î cârîdir.

İmdi, kendisine ittibâ’ etmek sūretiyle namâz kılmak aslâ ve kat’â câiz değildir.

Ve işbu “imam”ın, her hangi bir zarūret bulunmaksızın, gayr-i Şer’î her hangi bir devleti kasd ederek “Allâh devletimizden râzı olsun” şeklindeki elfâz-ı küfürden bir lakırdı olan düâyı etdiğinden haber-dâr mü’min kimselerin, haber-dâr oldukdan sonra, kendisine ittiba’ etmek sūretiyle kılmış bulundukları (farz-ayn ve veyâhūd vâcib) namâzları kazâ’ etmeleri sūret-i kat’iyyede lâzımedir.

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here