Reddiye

R E D D – İ K A R A M A N

Hayre'd-dîn Karaman'ın, Dâru'l-İslâm-Dâru'l-harb Mes'elesine Dâir Görüşlerinin İbtâli

Hayre’d-dîn Karaman, bir kitâbında; “İslâm, prensip olarak belli bir toprak pârçası ve toplum [cem’iyyet] üzerinde hâkimiyyet kurmağı hedef almamış, bütün cihânı tevhîd devletine tâbi’ kılmak için gelmişdir” {1} şeklindeki sahîh sözlerine bir tezâdd-ı tâmm teşkîl eden biçimde şöyle diyor: “[…] İslâm, bütün dünyâyı harb yoluyle alıp, bütün toplumların [cem’iyyâtın] bağımsızlıklarına [istiklâllerine] son verip, cihân-şümûl bir tek devlet kurmak gibi bir hedefin peşinde olmuyor.” {2}

Hayre’d-dîn Karaman, ayni kitâbında;

“İslâmî hükümlerin açıkça yürütüldüğü veyâ yürütülmesi mümkin olan yerler İslâm ülkesidirler. Buna göre içinde oturanların çoğu veyâ tamâmı müslim olan ülkeler ile müslimler çoğunlukda olmasalar bile hâkim oldukları, İslâmî hükümlerin yürüdüğü yerler birer dâru’l-İslâmdır” {3} demekdedir.

Fî’l-hakîka bir yerin dâru’l-İslâm olması husūsunda el-fıkhü’l-İslâmî’de, “İslâmî hükümlerin açıkça yürütülmesi mümkin olmak” veyâhūd “İçinde oturanların çoğu veyâ tamâmı müslim olmak” veyâhūd “Müslimlerin hâkim olmaları” şeklinde bir kâide aslâ ve kat’â yokdur.

İmdi hîçbir yer, “İslâmî hükümlerin açıkça yürütülmesi mümkin olmak” veyâhūd “İçinde oturanların çoğu veyâ tamâmı müslim olmak” veyâhūd “Müslimlerin hâkim olmaları” esbâb-ı mûcibesiyle sahîh bir şekilde dâru’l-İslâm add edilemez!

Zîrâ, bir yerin dâru’l-İslâm add edilmesinin esbâb-ı mûcibesi;

Ülkenin şerîat-ı Muhammediyye ile idâre edilmesi, şeklindedir.

Ayrıca târîh ile sâbitdir ki müslimler, hâkim oldukları her yeri şerîat-ı Muhammediyye ile idâre etmiş değillerdir! {4}

Hayre’d-dîn Karaman, dîger bir kitâbında; “Daha önce İslâm ülkesi [dâru’l-İslâm] olmamış, öteden beri müslim olmayan milletlerin hâkim olageldikleri bir ülkenin yâhūd da İslâm ülkesi [dâru’l-İslâm] vasfını aldıkdan sonra bu vasfını kayıb etmiş bulunan bir ülkenin İslâm ülkesine [dâru’l-İslâma] dönüşebilmesi [tehavvül edebilmesi] için 2 kriter üzerinde durulmuşdur: Ba’z İslâm hukūkçularına göre “idâre ve hâkimiyyet” müslimlerin eline geçecekdir; dîgerlerine göre ise ülkede “İslâmî düzen [nizâm]” hâkim olacakdır” {5} demekdedir.

Fî’l-hakîka icmâ’en sâbitdir ki hem bi’l-fiil ne dâru’l-İslâm ne de dâru’l-harb olmuş bir yerin hem dâru’l-harbin hem de dâru’l-harbe tehavvül etmiş bir ülkenin dâru’l-İslâm vasfını alması için şerîat-ı Muhammediyye ile idâre edilmesi, mutlak şart olup, sâde “İdâre ve hâkimiyyetin müslimlerin eline geçmesi” ile hîçbir yer/ülke aslâ ve kat’â dâru’l-İslâma tehavvül etmez.

Hayre’d-dîn Karaman, kendine tevcîh edilen bir süâle verdiği cevâbda; dâru’l-İslâmın dâru’l-harbe tehavvül etmesi husūsunda Şâfiî Amelî Mezhebi Ser-imâmı Muhammed bin İdrîs eş-Şâfiî hazretlerinin -Aleyhi’r-rahme- vardığı hükme göre “Bir ülke dâru’l-İslâm olunca artık hep öyle kalır; orada İslâm’a aykırı bir rejimin hâkim olması […] İslâm ülkesi [dâru’l-İslâm] vasfını değişdirmez” {6} olduğunu iddiâ etmekdedir.

Fî’l-hakîka Şâfiî Amelî Mezhebi Ser-imâmı Muhammed bin İdrîs eş-Şâfiî hazretlerinin -Aleyhi’r-rahme- vardığı hükme göre:

Dâru’l-İslâm, “İslâm’a aykırı bir rejimin hâkim olması” ile dâru’l-harbe tehavvül eder!

Çûn ki, sebeb-i harb küfürdür.

Hayre’d-dîn Karaman, bir fıkrasında; ayni husūsda Ebû Hanîfe hazretlerinin -Aleyhi’r-rahme- serd etdiği 3 şartı “3 şartın birlikde gerçekleşmesi” şeklindeki sahîh cümle-i mûterızadan evvel:

  1.  – Hîçbir İslâmî uygulamanın [tatbîkin] kalmaması.
  2.  – Ülkenin tamâmen harb ülkeleri [dûru’l-harb] ile kuşatılmış bulunması.
  3.  Müslimlerin cân-mâl güvenliğini [emniyyetini] kayıb etmeleri.”{7}

Şeklinde tahrîf etmekle iktifâ’ eylemeyip;

“İslâm ülkesi [dâru’l-İslâm] vasfını kazanmış bulunan bir ülkenin bu vasfını kayıb etmesi için getirilen kriterler yeniden kazanmağa göre farklıdır. Bi’l-hâssa Moğol istîlâ’sından sonra İslâm hukūk âlimleri bu mes’ele üzerine eğilmişlerdir. Vardıkları netîceyi Hanefî ulemâ’sından Bezzâz el-Kerderî’nin -Aleyhi’r-rahme- “el-Fetâvâ’l-Bezzâziyye”sinden özetleyerek [hulâsa ederek] nakil edelim” dedikden sonra;

“Bugün kâfirlerin elinde olan ülkeler, şübhesiz İslâm ülkeleridir [dûru’l-İslâmdır]… Kâfir idârecilerin idâresi altında bulunan memleketlerde cum’a ve bayram namâzlarını kılmak câizdir… Kabûl edilmişdir ki illetin bir pârçası kaldıkça ona dayalı olan hüküm de kalır. Bu ülkelerin Moğol istîlâ’sından önce İslâm ülkeleri [dûru’l-İslâm] olduklarına ihtilâfsız olarak hüküm etmiş idik. Onların hâkim olmalarından sonra da ezân, cum’a ve cemâatle namâzın açıkça yapılması, şer’in gerekdirdiği şekilde fetvâ vermek, hüküm etmek ve öğretim [tedrîs] yapmak idârecilerinin îtirâzı olmadan yaygın bir şekilde yürütülmekdedir. Bu ülkelere dâru’l-harb demenin mesnedi ve delîli yokdur. Halvânî -Aleyhi’r-rahme- şöyle demişdir:

“İslâm ülkesi [dâru’l-İslâm] ancak küfür ahkâmının yürütülmesi, İslâm’ın hîçbir hükmü ile hüküm edilmemesi, yerin harb ülkesine [dâru’l-harbe] bitişik olması, orada hîçbir müslim ve/veyâ zimmînin îmân etmek veyâ zimmî olmayı kabûllenmek ile elde etdiği ilk cân-mâl güvenliğine [emniyyetine] sâhib olmaması şekillerindeki şartların hepsi birden bulunursa dâru’l-harbe dönüşür [tehavvül eder]. Delîl ve şartlar birbirine karşı gelirse ihtiyâten İslâm yönü ağır basar, yânî İslâm ülkesi [dâru’l-İslâm] olarak kabûl edilir…” {8} şeklinde nakil etdiği fetvâyı da; “Bugün kâfirlerin elinde olan ülkeler, şübhesiz İslâm ülkeleridir [dûru’l-İslâmdır]” cümlesinin hemen arkasında yer alan;

“Çûn ki, bu ülkeler dûru’l-harbe bitişik olmadıkları gibi orada küfür hükmünü hâkim kılmış da değillerdir. Bi’l-akis kazâ’ mü’essesesi müslimlere âiddir” {9} şeklindeki hayâtî kısmını tercemede nakil etmemek sūretiyle tahrîf ederek bunları kendince istinâd-gâh add edip, dolayısıyle Ebû Hanîfe hazretlerinin -Aleyhi’r-rahme- vardığı hükme göre Türkiye’nin, hâl-i hâzırda dâru’l-İslâm olduğunu iddiâ etmekdedir. {10}

Fî’l-hakîka Ebû Hanîfe hazretlerinin -Aleyhi’r-rahme- vardığı hükme göre dâru’l-İslâm:

A– Kânûn-ı esâsînin şerîat-ı Muhammediyye esâs alınıp, ona münâsib bir şekilde teşkîl ve icrâ’ edilmesi nihâyete erip, gerek kânûn-ı esâsînin gayr-i şer’î kânûnlardan müteşekkil olması gerekse nizâmın şerîat-ı Muhammediyye’nin hâkimiyyeti altında olmaması.

B– Dâru’l-harbe bitişik olmak.

C– Hakksız yere adam öldürenin öldürülmesi (Kısâs) ve hırsızlık yapanın elinin kesilmesi (Hadd-i sirkat) gibi cân ve mâl emniyyetini sağlayan kânûnların kânûn-ı esâsîden çıkarılıp, ibtâl edilmeleri veyâhūd şerîat-ı Muhammediyye’nin hâkimiyyeti altındaki nizâmın sağladığı cân-mâl emniyyetinin 1 kez dahi inkıtâa uğraması netîcesinde vücûd bulan fesh-i emân.

Şekillerindeki şartların 3’ünün de ayni zamân zarfında vücûd bulmasıyle dâru’l-harbe tehavvül eder.

Dolayısıyle Türkiye, hâl-i hâzırda Ebû Hanîfe hazretlerinin -Aleyhi’r-rahme- vardığı hükme göre de bî-şübhe dâru’l-harbdir.

Zîrâ, Türkiye’de, “Devletin dîni İslâmdır” şeklindeki kânûn mâddesinin yerine laikliğin ikâme edilmesiyle “Şerîat terk edilerek başka rejim ve kânûnlarla idâre olunmak” {11} vücûd bulduğundan şerîat-ı Muhammediyye mahkemesiyle birlikde apaçık bir şekilde ilgâ’ edilince kısâs ve hadd-i sirkat gibi cân ve mâl emniyyetini sağlayan kânûnların zâil olmaları sebebiyle cân-mâl emniyyeti kalmamış ve Türkiye, Ermenî-sitân/Gürcî-sitân/Yûnân-istân/Bulgar-istân adlı dâru’l-harbe bitişikdir.

D İ B N O T L A R

{1} Karaman, Hayre’d-dîn, Ana Hattlarıyle İslâm Hukūku, 20. Tab’ı, İstanbul, m. 2019, Ensar Neşriyyât/Ensar Vakfı, c. 1, s. 173.

{2} Karaman, Hayre’d-dîn, “İnsân Hakkları”, İslâm’da İnsân Hakkları: Dîn, Vicdân ve Düşünce Hürriyyeti, İstanbul, m. 1996, Ensar Neşriyyât/Ensar Vakfı, s. 154.

{3} Karaman, Hayre’d-dîn, Ana Hattlarıyle İslâm Hukūku, 20. Tab’ı, İstanbul, m. 2019, Ensar Neşriyyât/Ensar Vakfı, c. 1, s. 173.

{4} Karaman, Hayre’d-dîn, Mukâyeseli İslâm Hukūku, 9. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İz Yayıncılık, c. 3, s. 218-219.

{5} Karaman, Hayre’d-dîn, Günlük Hayâtımızda Halâller ve Harâmlar, 41. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İz Yayıncılık, s. 27.

{6} Karaman, Hayre’d-dîn, “Bir Müftînin 33 Sorusu”, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri, İstanbul, m. 2012, İz Yayıncılık, c. 2, s. 1036.

{7} Karaman, Hayre’d-dîn, “Devlet ve Rejim: Devlet Gemisi”, Laik Düzende Dîni Yaşamak, 7. Tab’ı, İstanbul, m. 2017, İz Yayıncılık, c. 1, s. 223-224.

{8} Karaman, Hayre’d-dîn, Günlük Hayâtımızda Halâller ve Harâmlar, 41. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İz Yayıncılık, s. 27-28.

{9} Fetvânın terceme-i tâmmesi için bk.: Özel, Ahmed, İslâm Hukūkunda Milletler Arası Münâsebetler ve Ülke Kavramı, İstanbul, m. 1982, Mârifet Yayınları, s. 110-111.

{10} Karaman, Hayre’d-dîn, “Gürüz Sayıklıyor”, Laik Düzende Dîni Yaşamak, İstanbul, m. 2006, İz Yayıncılık, c. 4, s. 577; a. mlf., Günlük Hayâtımızda Halâller ve Harâmlar, 41. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İz Yayıncılık, s. 28; a. mlf., “Bir Müftînin 33 Sorusu”, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri, İstanbul, m. 2012, İz Yayıncılık, c. 2, s. 1036.

{11} Karaman, Hayre’d-dîn, “Bir Müftînin 33 Sorusu”, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri, İstanbul, m. 2012, İz Yayıncılık, c. 2, s. 1037.

B İ B L İ Y O G R A F Y A

Bedre’d-dîn İbn Cemâa, Adle Boyun Eğmek: Ehl-i İslâm’ın Yönetimi İçin Hükümler [Tahrîrü’l-ahkâm fî tedbîri ehli’l-İslâm], (trc.: Kavak, Özgür) İstanbul, m. 2010, Klasik Yayınları.

el-Beyhekî, Ahmed bin Hüseyin, Delâilü’n-nübüvve: Hazret-i Muhammed’in Mûcizelerle Dolu Hayâtı, (trc.: Yıldız, Hasan-Yıldız, Hüseyin-Yıldız, Zekeriyyâ) İstanbul, m. 2017, Ocak Yayıncılık.

ed-Dimeşkî, Muhammed bin Sâlih, Peygâm-ber Külliyyâtı [Sübülü’l-hüdâ ve’r-reşâd fî sîreti hayri’l-ibâd], (trc.: Hey’et) 4. Tab’ı, İstanbul, m. 2011, Ocak Yayıncılık.

Hey’et, Fetâvâ-yı Hindiyye/Fetâvâ-yı Alemgiriyye, (trc.: Efe, Mustafâ) Ankara, m. 1984-1988, Ak Çağ Basın-Yayın-Pazarlama.

İbn Âbidîn, Muhammed Emîn, Reddü’l-muhtâr ale’d-Dürrü’l-muhtâr, (trc.: Dâvûdoğlu, Ahmed-Savaş, Mehmed-Taşkesenlioğlu, Mazhar) İstanbul, m. 1982-1988, Şâmil Yayın Evi.

İbn Kesîr, Ebü’l-Fidâ’, el-Bidâye ve’n-nihâye: Büyük İslâm Târîhi, (trc.: Keskin, Mehmed) İstanbul, m.1994-1996, Çağrı Yayınları.

a. mlf., Büyük Kur’ân Tefsîri (Tefsîrü’l-Kur’âni’l-azîm), (trc.: Öztürk, Abdü’l-vehhâb) İstanbul, m. 2018, Kahramân Yayınları.

İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid ve nihâyetü’l-müktesid: Mezhebler Arası Mukâyeseli İslâm Hukūku, (trc.: Meylânî, Ahmed) İstanbul, m. 2015, Ensar Neşriyyât/Ensar Vakfı.

İbnü’l-Cevzî, Ebü’l-Ferec, Zâdü’l-mesîr fî ilmi’t-tefsîr, (trc.: Öztürk, Abdü’l-vehhâb) İstanbul, m. 2015, Kahramân Yayınları.

Karaman, Hayre’d-dîn, Ana Hattlarıyle İslâm Hukūku, İstanbul, m. 1984-1986, Ensar Neşriyyât/Ensar Vakfı.

a. mlf., Günlük Hayâtımızda Halâller ve Harâmlar, 41. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İz Yayıncılık.

a. mlf.,İslâm’da İnsân Hakkları: Dîn, Vicdân ve Düşünce Hürriyyeti, İstanbul, m. 1996, Ensar Neşriyyât/Ensar Vakfı.

a. mlf., İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri, İstanbul, m. 2012, İz Yayıncılık. a. mlf., İş ve Ticâret İlm-i hâli, 2. Tab’ı, İstanbul, m. 2018, İz Yayıncılık.

a. mlf., Laik Düzende Dîni Yaşamak, İstanbul, m. 1997-2006, İz Yayıncılık.

a. mlf., Mukâyeseli İslâm Hukūku, 9. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İz Yayıncılık.

el-Kurtubî, Muhammed bin Ahmed, el-Câmiu li-ahkâmi’l-Kur’ân, (trc.: Eryarsoy, M. Beşîr) İstanbul, m. 2015, Burūc Yayınları.

el-Mâverdî, Ebü’l-Hasen Habîb, el-Ahkâmü’s-sultâniyye: İslâm’da Devlet ve Hilâfet Hukūku, (trc.: Şafak, Alî) İstanbul, m. 1976, Bedir Yayın Evi.

el-Mergînânî, Burhâne’d-dîn, el-Hidâye Tercümesi, (trc.: Hey’et) İstanbul, m. 2017, Yâ-sîn Yayın Evi.

Mukâtil bin Süleymân, Tefsîr-i kebîr, (trc.: Eryarsoy, M. Beşîr) İstanbul, m. 2006, İşâret Yayınları.

Müslim bin el-Haccâc, Sahîh-i Müslim ve Tercemesi, (trc.: Sofuoğlu, Mehmed) İstanbul, m. 1974-1980, İrfân Yayımcılık-Tanıtım.

Özel, Ahmed, İslâm Hukūku Milletler Arası Münâsebetler ve Ülke Kavramı, İstanbul, m. 1982, Mârifet Yayınları.

er-Râzî, Fahre’d-dîn, Tefsîr-i kebîr/Mefâtîhu’l-gayb, (trc.: Hey’et) Ankara, m.1988-1995, Ak Çağ Basın-Yayın-Pazarlama.

es-Serahsî, Mebsût, (trc.: Hey’et) 3. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, Gümüş Ev Yayıncılık.

a. mlf., İslâm Devlet Hukūku (Şerhu’s-Siyeri’-kebîr), (trc.: Sarmış, İbrâhîm-Şimşek, Saîd) Konya, m. 2001, Eğitim, İletişim ve Turizm ve Anonim Şirketi (Eğitaş.).

Simâvî, Bedre’d-dîn, Letâifu’l-işârât), (trc.: Hey’et) Ankara, m. 2012, T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı.

a. mlf., Yargılama Usūlüne Dâir (Câmiu’l-Füsûleyn), (trc.: Hey’et) Ankara, m. 2012, T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı.

es-Süyûtî, Celâle’d-dîn, Peygâm-ber’imizin Mûcizeleri ve Büyük Özellikleri [el-Hasâisü’l-kübrâ], (trc.: Temizel, Ömer) Konya, m. 1994, Uysal Kitâb Evi.

eş-Şeybânî, Muhammed bin el-Hasen, es-Siyerü’l-kebîr [es-Serahsî’nin “İslâm Devletler Hukūku (Şerhu’s-Siyeri’l-kebîr)” adlı kitâbının metni], (trc.: Sarmış, İbrâhîm-Şimşek, Saîd) Konya, m. 2001, Eğitim, İletişim ve Turizm Anonim Şirketi (Eğitaş.).

Şeyhî-zâde, Mecmau’l-enhur: Büyük İslâm Hukūku/Mülteka’l-ebhur’un Şerhi: Dâmâd Tercümesi, (trc.: Çelik, Mehmed) İstanbul, m. 2008-2011, Yâ-sîn Yayın Evi.

eş-Şirbînî, Hatîb, Muğni’l-muhtâc: Delîlleriyle Büyük Şâfiî Fıkhı (Minhâcü’t-tâlibîn Şerhi) , (trc.: Duman, Soner) İstanbul, m. 2009-2017, Mi’râc Yayınları.

et-Tahâvî, Tahâvî Muhtasarı: Mukâyeseli Hanefî Fıkhı, (trc.: Duman, Soner) İstanbul, m. 2013, Bekâ’ Yayınları.

el-Vâkıdî, Hazret-i Peygâm-ber’in Savaşları (Kitâbü’l-Megâzî), (trc.: Yılmaz, Mûsâ K.) 2. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İlk Harf Yayın Evi.

ez-Zemahşerî, Keşşâf Tefsîri (el-Keşşâf an hakâ’ikı gavâmizi’t-tenzîl ve uyûni’l-ekâvîl fî vücûhi’t-te’vîl), (trc.: Hey’et) İstanbul, m. 2016-, T. C. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı.

ez-Zencânî, Ebü’l-Menâkıb Şihâbe’d-dîn, Fıkhî Hükümlerin Usūlî Dayanakları (Tahrîcü’l-fürū’ ale’l-Usūl), (trc.: İltaş, Dâvûd) Ankara, m. 2015, Ankara Okulu Yayınları.

CEMÂL ÜNAL

İslâm Devletler Huḳūḳu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı