Reddiye

R E D D – İ K A R A M A N – 2

Hayre'd-dîn Karaman'ın, Dâru'l-İslâm-Dâru'l-harb Mes'elesine Dâir Görüşlerinin Cerh Edilmeleri

Hayre’d-dîn Karaman’ın, Dâru’l-İslâm-Dâru’l-harb Mes’elesine Dâir Görüşlerinin Cerh Edilmeleri

Hayre’d-dîn Karaman, dîger bir kitâbında;
“Ebû Hanîfe’ye -Aleyhi’r-rahme- göre dâru’l-harbde işlenen suçun hadd ve kısâsı ne orada ne de dönünce infâz edilir. Ebû Hanîfe’nin delîli aklîdir ve dâru’l-harbde İslâm devletinin hâkimiyyeti bulunmadığı esâsına dayanır. Dîger görüşler ise Kitâb ve Sünnet’in umûmî ve husūsî nasslarına dayanmakdadır” {1} demekdedir.

Fî’l-hakîka Ebû Hanîfe hazretlerinin -Aleyhi’r-rahme- delîli aklî olmakdan öte sūret-i kat’iyyede naklîdir:
Peygâm-ber-i zî-şân Hazret-i Muhammed -Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm- şöyle buyurdu:

“Dâru’l-harbde, hudûd-ı şer’iyye tatbîk edilmezler.” {2}

Ayrıca Atıyye bin Kays el-Kilâbî hazretleri -Aleyhi’r-rahme-, Peygâm-ber-i zî-şân Hazret-i Muhammed’in -Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm- şöyle buyurduğunu rivâyet etdi:
“Kişi, adam öldürerek ve/veyâhūd sirkat eyleyerek düşmana kaçdıkdan sonra emân dileyerek geriye dönerse kaçmasına sebeb olan suçun hadd-i şer’iyyesi ona tatbîk edilir, ammâ ardu’l-adüvvde adam öldürmüş ve/veyâhūd zinâ’ etmiş ve/veyâhūd sirkat eylemiş bi’l-âhıre emân alarak bize gelmişse ardu’l-adüvvde işlemiş olduğu hîçbir suçdan ötürü ona hadd-i şer’iyye tatbîk edilmez.” {3}
Hayre’d-dîn Karaman, ayni kitâbında şöyle demekdedir:

“[…] Bir müslim ile gayr-i müslim veyâhūd da harb ülkesinde [dâru’l-harbde] müslim oluporada oturan 2 şahıs arasındaki mâlî münâsebetlere gelince […]: İmâm Ebû Hanîfe ve Muhammed’e -Rahmetu’llâhi aleyhi ecmaîn- göre bu şahıslar arasında meydâna gelen bâtıl ve fâsid tasarruflar meselâ fâizli alış veriş câizdir […]” {4}

Fî’l-hakîka Muhammed bin el-Hasen eş-Şeybânî hazretlerinin -Aleyhi’r-rahme- vardığı hükme göre:

“Dâru’l-harbde müslim olup orada oturan 2 şahıs arasında meydâna gelen bâtıl ve fâsid tasarruflar meselâ fâizli alış veriş” aslâ ve kat’â câiz değildir!

Hayre’d-dîn Karaman, bir kitâbındaki;
“Harb ülkesinde [dâru’l-harbde] bulunan 2 müslimin karşılıklı olarak fâizli alış veriş yapmaları ve dîger fâsid muâmeleleri, bütün müctehidlere göre harâmdır, câiz değildir” {5} şeklindeki bâtıl lakırdısına bir tezâdd-ı tâmm teşkîl eden biçimde bir makâlesine koyduğu dibnotda şöyle demekdedir:

“Ebû Hanîfe -Aleyhi’r-rahme-, dâru’l-harbde müslim olup İslâm ülkesine [dâru’l-İslâma] göçmemiş bulunan müslimin, orada, bir başka müslim ile fâizli akid yapabileceğini ileri sürmüş ve “Çûn ki, böyle bir müslimin mâlı telef edilse tazmîne hüküm edilmez; fâiz almak da telef sayılır” demişdir […]” {6}

Hayre’d-dîn Karaman’ın da;
“es-Serahsî’nin -Aleyhi’r-rahme- “Mebsût”unda genişçe açıklandığı üzere bu ictihâd 2 çürük {7} delîle dayanmakdadır: {8}

Naklî delîl Mekhûl’ün -Aleyhi’r-rahme- rivâyet etdiği [“Dâru’l-harbde, müslim ile harbînin beyninde fâiz tehakkuk etmez” şeklindeki] mürsel hadîs aklî delîl ise “Harb ülkesinde [dâru’l-harbde] müslimlerin velâyet ve hâkimiyyeti bulunmamakdadır” tarzındaki düşüncedir” {9} şeklindeki zannının aksîne:

A- Peygâm-ber-i zî-şân Hazret-i Muhammed -Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm- vedâ’ hutbesinde şöyle buyurdu:

“[…] Câhiliyye fâizleri kaldırılmışlardır. İlk kaldırdığım da Abbâs bin Abdü’l-muttalib’in fâizidir […]” {10}

B- Rūm ile Îrânîlerin beyninde meydâna gelen harbden Îrânîlerin gâlib çıkmalarına binâ’en müşrikler çok sevindiler. Meâlen;

“Elif-lâm-mîm. Rūm, yakın bir yerde mağlûb oldular. Lâkin onlar, bu mağlûbiyyetin ardından birkaç sene içinde sūret-i kat’iyyede gâlib olacaklar […]” {11} şekillerindeki âyetlerin nâzil olmaları üzerine Hazret-i Ebû Bekir -Radıya’llâhu anh-;

“Rūm, birkaç sene içinde Îrânîlere sūret-i kat’iyyede galebe çalacaklar” dedi.

Müşrikler şaşırdılar. Çûn ki, Rūm, hezîmete uğramışlardı.

İçlerinden Übeyy bin Halef;

“Yalan söylüyorsun! Haydi aramızda bir müddet tâyîn et, seninle bahse girelim! dedi.

Hazret-i Ebû Bekir -Radıya’llâhu anh- kabûl etdi. 10 deve üzerinde bahse girip 3 sene müddet tâyîn etdiler.

Hazret-i Ebû Bekir -Radıya’llâhu anh- gelip vaz’iyyeti efendimize haber verdi.

Peygâm-ber-i zî-şân Hazret-i Muhammed -Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm- şöyle buyurdu:

“Âyetdeki “Bıd’/Birkaç”dan maksad 3’den 9’a kadar olan senelerdir. Develerin sayısını artdır. Müddeti de uzat.”

Bunun üzerine Hazret-i Ebû Bekir -Radıya’llâhu anh- dışarıya çıkınca Übeyy bin Halef ile karşılaşdı.

O;
“Gâlibâ pişmân oldun” dedi.

Hazret-i Ebû Bekir -Radıya’llâhu anh-;

“Hayır… Gel seninle bahsi artdıralım. Müddeti de uzatalım. Haydi 9 seneye kadar 100 deve yapalım!” dedi.

Übeyy bin Halef de;
“Haydi yapalım!” diyerek kabûl etdi.

Hazret-i Ebû Bekir’in -Radıya’llâhu anh- Mekke’den ayrılacağı sıralarda, Übeyy bin Halef yakasına yapışdı ve;
“Sen Mekke’den ayrılırsan bahisde kazanacağım develeri ödemeyeceğinden endîşe ediyorum. Bana bir kefîl göster” dedi.

Hazret-i Ebû Bekir -Radıya’llâhu anh-, oğlu Hazret-i Abdu’r-rahmân’ı -Radıya’llâhu anh- kefîl gösterdi.

Übeyy bin Halef Uhud Harbi’ne çıkmak istediği vakit ise Hazret-i Abdu’r-rahmân-Radıya’llâhu anh-, gidip onun yakasına yapışdı ve;
“Va’llâhi bana bir kefîl göstermedikçe seni bırakmam” dedi.

Übeyy bin Halef de kefîl gösterdikden sonra yola çıkdı. Ve Uhud Harbi’nde Resûl-i kibriyâ’nın mızrâğıyle cehennemi boyladı.

Hazret-i Ebû Bekir -Radıya’llâhu anh- ile Übeyy bin Halef’in girdikleri bahsin üzerinden tâmm 9 sene geçmiş idi ki Rūm, hîç beklenmedik bir tearruzla Îrânîleri dehşetli bir bozguna uğratdılar.
Böylece Hazret-i Ebû Bekir -Radıya’llâhu anh-, 100 deveyi Übeyy bin Halef’in vârislerinden alıp efendimize getirdi.

Peygâm-ber-i zî-şân Hazret-i Muhammed -Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm- şöyle buyurdu:

“Onları tesadduk kıl.”
O da öyle yapdı. {12}

C- Benî Nadîr ile yapılan gazveden sonra işbu yahûdîlerin, yurdlarından çıkarılırlarken kendilerine mâllarını yanlarında götürmelerine müsâade edilince mü’minlerdeki vâdesi gelmemiş alacaklarını hemen tahsîl eyleme talebleri üzerine Peygâm-ber-i zî-şân Hazret-i Muhammed -Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm- şöyle buyurdu:

“Tenkîs ediniz ve hemen tahsîl eyleyiniz.” {13}

D- Hazret-i Rukâne bin Abdüyezîd -Radıya’llâhu anh- şöyle dedi:

“Bi’set-i nebeviyyenin ilk günleri idi. Ben ve Hazret-i Peygâm-ber -Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm- koyun güderdik. Bir gün bana buyurdu ki:
“Ey Rukâne! Benimle güreş tutmağı kabûl eder misin?”

Ben;
Nesine?” diye sordum.
O şöyle buyurdu:

“1 koyuna.”

Kabûl etdim ve güreşe tutuşduk. O, beni yıkarak koyunu kazandı ve 2. def’a güreşip güreşmeyeceğimi sordu. Tekrâr kabûl etdim. Bu kez de beni yenerek 1 koyun daha kazandı. 3. def’a güreşmeği teklîf etdi ki bunu da kabûl etdim ise de netîcede yenildim ve 1 koyun daha kayıb eyledim.

Gâyet üzüntülü ve düşünceli bir şekilde oturuyordum. Bana ne için bu kadar üzüldüğümü sordu.

Ben kendine;
“Hem güreşde yenildim hem de eve döndüğümde babama 3 koyunun hesâbını vereceğim!” dedim.

O şöyle buyurdu:
“Pekâlâ, 4. def’a güreşmek ister misin?”

Ben;
“Hayır” dedim.

Hazret-i Peygâm-ber -Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm- şöyle buyurarak üzüntümü azaltdı:

“Babana koyunların hesâbını vermene lüzûm yokdur. Çûn ki, koyunların hepsi senindir.” {14}

Şekillerindeki gâyet kuvvetli naklî delîller ile birlikde İmâm-ı âzam Ebû Hanîfe ve İmâm Muhammed bin el-Hasen eş-Şeybânî hazarâtının -Rahmetu’llâhi aleyhi ecmaîn- mevzū’-ı bahis ictihâdları “es-Serahsî hazretlerinin -Aleyhi’r-rahme- ‘Mebsût’ ile ‘İslâm Devletler Hukūku (Şerhu’s-Siyeri’l-kebîr)’ adlı kitâblarında genişçe açıklandığı üzere” {15} naklî ve aklî cem’an 6 delîle dayanmakdalardır!

Ve Hayre’d-dîn Karaman, İmâm-ı âzam Ebû Hanîfe ve İmâm Muhammed bin el-Hasen eş-Şeybânî hazarâtının -Rahmetu’llâhi aleyhi ecmaîn- delîllerinin şöyle çürütüldüğünü iddiâ etmekdedir:

1- Mekhûl’ün -Aleyhi’r-rahme- rivâvet etdiği “Müslimlerle dâru’l-harb sâkinleri arasında ribâ yokdur/Harb ülkesi vatandaşları arasında fâiz yokdur” {16} şeklindeki hadîs sağlam kaynaklarda yokdur, mürseldir ve delâleti kesin [kat’î] değildir. “Ribâ yasakdır” mânâsına da gelebilir.

2- Dâru’l-harbde velâyet sulta ve salâhiyyet yoksa da İslâm yurdunda [dâru’l-İslâmda] vardır. Burada hakk taleb edilince hâkimin harbî lehine hüküm etmesi mümkindir.” {17}

Fî’l-hakîka Hayre’d-dîn Karaman’ın, daha hadîsin;

“Dâru’l-harbde, müslim ile harbînin beyninde fâiz yokdur” şeklindeki ilmî nüansı akis etdiren sahîh tercemesini nakil edemiyor olmasının yanı sıra yukarıya kayıd eylediğim İmâm-ı âzam Ebû Hanîfe ve İmâm Muhammed bin el-Hasen eş-Şeybânî hazarâtının -Rahmetu’llâhi aleyhi ecmaîn- gâyet kuvvetli delîllerinden olan, sağiam kaynaklarda bulunan, mevzū’-ı bahis hadîsi te’yîd ile takviye eden hadîslerin mevcûd olmaları sebebiyle hadîsin mürsel olması işbu imâmların ictihâdlarının çürütüldüğü iddiâsının isbâtı için aslâ ve kat’â kâfî bir esbâb-ı mûcibe değildir.
Dahası “[…] Hadîsin delâleti kesin [kat’î] değildir. “Ribâ yasakdır” mânâsına da gelebilir” şeklindeki lakırdı da tâmm bir dirâyetsizlik eseridir.

Zîrâ, “Kitâb ve Sünnet emir ve yasaklarını, halâl ve harâm hükümlerini bir şeyle takyîd etmemiş” {18} olmasına binâ’en şâyed hadîsdeki “Lâ/Yokdur” edâtına “Yasakdır” mânâsı verilirse hadîsin mefhūm-ı muhâlifinden dâru’l-İslâmda, müslim ile harbînin beyninde fâiz yasak değildirmânâsı çıkar ki bunun bâtıl olduğu hîçbir îzâha ihtiyâç olmaksızın fazlasıyle âşikârdır.

Yânî hadîsin delâleti kat’î olup, “Lâ/Yokdur” edâtı “Fâiz tehakkuk etmez” mânâsına gelmekdedir.

Dîger iddiâya gelince:

Fî’l-hakîka onu Hayre’d-dîn Karaman;

“Yabancı ülkede [dâru’l-harbde] bulunan müslim ile harbî, yapdıkları bir muâmeleden dolayı ihtilâfa düşmeleriyle vücûd bulan dâvâyı, harbî İslâm ülkesine [dâru’l-İslâma] müste’men olarak girdikden sonra İslâm mahkemesine götürürlerse de mahkeme bu ihtilâfı çözümlemeğe [hall etmeğe] yetkili [salâhiyyetli] değildir […] {19} şeklindeki sahîh sözleri ile çürütmekden ziyâde “Bu görüşün sâhibleri ilk görüşün delîllerini şöyle çürütüyorlar” {20} şeklindeki kendi iddiâsını bi’z-zât kendi çürütmekdedir!

Yânî İslâm mahkemesinin, bu dâvâya bakmağa salâhiyyeti olmaması hasebiyle harbî lehine hüküm etmesi muhâldir!

Netîce-i kelâm Hayre’d-dîn Karaman, siyer (İslâm devletler umûmî ve husūsî hukūku) literatürüne vâkıf olmadığı gibi kaynak gösterdiklerinin beynindeki 3-5 muhalled kitâbı da kâfî mikdârda mütâlea edebilmiş değildir. Üstelik terceme yollu nakillerini sahîh bir şekilde edememekden öte tahrîf edip kendine “delîl” uydurmakdadır. Yazdıkları, sağlam bir ilmî alt yapıdan, lisân hassâsiyyetindan, mantıkî bütünlükden ve dirâyetden mahrūm, insicâmsız, akademik olmakdan ve orijinallik taşımakdan uzak köylü zihniyyeti ile kaleme alınmış fânî eserlerdir…

D İ B N O T L A R
{1} Karaman, Hayre’d-dîn, İş ve Ticâret İlm-i hâli, 2. Tab’ı, İstanbul, m. 2018, İz Yayıncılık, s. 216-217.
{2} es-Serahsî, Mebsût, (trc.: Bostancı, Ahmed) 3. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, Gümüş Ev Yayıncılık,c. 9, s. 168-169; el-Mergînânî, Burhâne’d-dîn, el-Hidâye Tercümesi, (trc.: Hey’et) İstanbul, m. 2017, Yâ-sîn Yayın Evi, c. 3, s. 290.
{3} eş-Şeybânî, Muhammed bin el-Hasen, es-Siyerü’l-kebîr [es-Serahsî’nin “İslâm Devletler Hukūku (Şerhu’s-Siyeri’l-kebîr)” adlı kitâbının metni], (trc.: Sarmış, İbrâhîm-Şimşek, Saîd) Konya, m. 2001, Eğitim, İletişim ve Turizm Anonim Şirketi (Eğitaş.) c. 4, s. 343-344.
{4} Karaman, Hayre’d-dîn, İş ve Ticâret İlm-i hâli, 2. Tab’ı, İstanbul, m. 2018, İz Yayıncılık, s. 217.
{5} Karaman, Hayre’d-dîn, Günlük Hayâtımızda Halâller ve Harâmlar, 41. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İz Yayıncılık, s. 28.
{6} Karaman, Hayre’d-dîn, “Yurd Dışında Müslimânlar: İslâm ve Küfür Ülkelerinde Hükümler”, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri, İstanbul, m. 2012, İz Yayıncılık, c. 1, s. 426.
{7} Karaman, Hayre’d-dîn, İş ve Ticâret İlm-i hâli, 2. Tab’ı, İstanbul, m. 2018, İz Yayıncılık, s. 218.
{8} Karaman, Hayre’d-dîn, “Bir Müftînin 33 Sorusu”, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri, İstanbul, m. 2012, İz Yayıncılık, c. 2, s. 1037.
{9} Karaman, Hayre’d-dîn, İş ve Ticâret İlm-i hâli, 2. Tab’ı, İstanbul, m. 2018,İz Yayıncılık, s. 217.
{10} es-Serahsî, Mebsût, (trc.: Nas, Tâhâ) 3. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, Gümüş Ev Yayıncılık, c. 14, s. 97; Müslim bin el-Haccâc, Sahîh-i Müslim ve Tercemesi, (trc.: Sofuoğlu, Mehmed) İstanbul, m. 1988, İrfân Yayımcılık-Tanıtım, c. 4, s. 86.
{11} er-Rūm/1-4.
{12} es-Serahsî, Mebsût, (trc.: Nas, Tâhâ) 3. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, Gümüş Ev Yayıncılık, c. 14, s. 97-98; ed-Dimeşkî, Muhammed bin Sâlih, Peygâm-ber Külliyyâtı [Sübülü’l-hüdâ ve’r-reşâd fî sîreti hayri’l-ibâd], (trc.: Kaya, Hüseyin) 4. Tab’ı, İstanbul, m. 2011, Ocak Yayıncılık, c. 2, s. 410-412; Mukâtil bin Süleymân, Tefsîr-i kebîr, (trc.: Eryarsoy, M. Beşîr) İstanbul, m. 2006, İşâret Yayınları, c. 3, s. 321-326; İbn Kesîr, Ebü’l-Fidâ’, Büyük Kur’ân Tefsîri (Tefsîrü’l-Kur’âni’l-azîm), (trc.: Öztürk, Abdü’l-vehhâb) İstanbul, m. 2018, Kahramân Yayınları, c. 7, s. 343; el-Kurtubî, Muhammed bin Ahmed, el-Câmiu li-ahkâmi’l-Kur’ân, (trc.: Eryarsoy, M. Beşîr) İstanbul, m. 2015, Burūc Yayınları, c. 13, s. 439-440; İbnü’l-Cevzî, Ebü’l-Ferec, Zâdü’l-mesîr fî ilmi’t-tefsîr, (trc.: Öztürk, Abdü’l-vehhâb) İstanbul, m. 2015, Kahramân Yayınları, c. 5, s. 6; ez-Zemahşerî, Keşşâf Tefsîri (el-Keşşâf an hakâ’ikı gavâmizi’t-tenzîl ve uyûni’l-ekâvîl fî vücûhi’t-te’vîl), (trc.: Yılmaz, Nedîm) İstanbul, m. 2018, T. C. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, c. 5, s. 196-198; er-Râzî, Fahre’d-dîn, Tefsîr-i kebîr/Mefâtîhu’l-gayb, (trc.: Hey’et) Ankara, m. 1994, Ak Çağ Basın-Yayın-Pazarlama, c. 18, s. 72-73.
{13} es-Serahsî, İslâm Devletler Hukūku (Şerhu’s-Siyeri’l-kebîr), (trc.: Sarmış, İbrâhîm-Şimşek, Saîd) Konya, m. 2001, Eğitim, İletişim ve Turizm Anonim Şirketi (Eğitaş.), c. 4, s. 4; el-Vâkıdî, Hazret-i Peygâm-ber’in Savaşları (Kitâbü’l-Megâzî), (trc.: Yılmaz, Mûsâ K.) 2. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İlk Harf Yayın Evi, s. 325-335; İbn Kesîr, Ebü’l-Fidâ’, el-Bidâye ve’n-nihâye: Büyük İslâm Târîhi, (trc.: Keskin, Mehmed) İstanbul, m. 1994, Çağrı Yayınları, c. 4, s. 129-131; ed-Dimeşkî, Muhammed bin Sâlih, Peygâm-ber Külliyyâtı [Sübülü’l-hüdâ ve’r-reşâd fî sîreti hayri’l-ibâd], (trc.: Yerinde, Âdem) 4. Tab’ı, İstanbul, m. 2011, Ocak Yayıncılık, c. 4, s. 319-329.
{13} es-Serahsî, Mebsût, (trc.: Nas, Tâhâ) 3. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, Gümüş Ev Yayıncılık, c. 14, s. 98; el-Beyhekî, Ahmed bin Hüseyin, Delâilü’n-nübüvve: Hazret-i Muhammed’in Mûcizelerle Dolu Hayâtı, (trc.: Yıldız, Hasan-Yıldız, Hüseyin-Yıldız, Zekeriyyâ) İstanbul, m. 2017, Ocak Yayıncılık, c. 4, s. 712-713; İbn Kesîr, Ebü’l-Fidâ’, el-Bidâye ve’n-nihâye: Büyük İslâm Târîhi, (trc.: Keskin, Mehmed) İstanbul, m. 1994, ÇağrıYayınları, c. 3, s. 157-158; es-Süyûtî, Celâle’d-dîn, Peygâm-ber’imizin Mûcizeleri ve Büyük Özellikleri [el-Hasâisü’l-kübrâ], (trc.: Temizel, Ömer) Konya, m. 1994, Uysal Kitâb Evi, s. 90.
{14} 21, 23, 24 ve 25 nr.’li dibnotlara bk..
{15} Karaman, Hayre’d-dîn, “Bir Müftînin 33 Sorusu”, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri, İstanbul, m. 2012, İz Yayıncılık, c. 2, s. 1037.
{16} Karaman, Hayre’d-dîn, İş ve Ticâret İlm-i hâli, 2. Tab’ı, İstanbul, m. 2018, İz Yayıncılık, s. 218.
{17} Karaman, Hayre’d-dîn, İş ve Ticâret İlm-i hâli, 2. Tab’ı, İstanbul, m. 2018, İz Yayıncılık, s. 217.
{18} Karaman, Hayre’d-dîn, Mukâyeseli İslâm Hukūku, 9. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İz Yayıncılık, s. 280.
{19} Karaman, Hayre’d-dîn, İş ve Ticâret İlm-i hâli, 2. Tab’ı, İstanbul, m. 2018, İz Yayıncılık, s. 218.

B İ B L İ Y O G R A F Y A
Bedre’d-dîn İbn Cemâa, Adle Boyun Eğmek: Ehl-i İslâm’ın Yönetimi İçin Hükümler [Tahrîrü’l-ahkâm fî tedbîri ehli’l-İslâm], (trc.: Kavak, Özgür) İstanbul, m. 2010, Klasik Yayınları.
el-Beyhekî, Ahmed bin Hüseyin, Delâilü’n-nübüvve: Hazret-i Muhammed’in Mûcizelerle Dolu Hayâtı, (trc.: Yıldız, Hasan-Yıldız, Hüseyin-Yıldız, Zekeriyyâ) İstanbul, m. 2017, Ocak Yayıncılık.
ed-Dimeşkî, Muhammed bin Sâlih, Peygâm-ber Külliyyâtı [Sübülü’l-hüdâ ve’r-reşâd fî sîreti hayri’l-ibâd], (trc.: Hey’et) 4. Tab’ı, İstanbul, m. 2011, Ocak Yayıncılık.
Hey’et, Fetâvâ-yı Hindiyye/Fetâvâ-yı Alemgiriyye, (trc.: Efe, Mustafâ) Ankara, m. 1984-1988, Ak Çağ Basın-Yayın-Pazarlama.
İbn Âbidîn, Muhammed Emîn, Reddü’l-muhtâr ale’d-Dürrü’l-muhtâr, (trc.: Dâvûdoğlu, Ahmed-Savaş, Mehmed-Taşkesenlioğlu, Mazhar) İstanbul, m. 1982-1988, Şâmil Yayın Evi.
İbn Kesîr, Ebü’l-Fidâ’, el-Bidâye ve’n-nihâye: Büyük İslâm Târîhi, (trc.: Keskin, Mehmed) İstanbul, m.1994-1996, Çağrı Yayınları.
a. mlf., Büyük Kur’ân Tefsîri (Tefsîrü’l-Kur’âni’l-azîm), (trc.: Öztürk, Abdü’l-vehhâb) İstanbul, m. 2018, Kahramân Yayınları.
İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid ve nihâyetü’l-müktesid: Mezhebler Arası Mukâyeseli İslâm Hukūku, (trc.: Meylânî, Ahmed) İstanbul, m. 2015, Ensar Neşriyyât/Ensar Vakfı.
İbnü’l-Cevzî, Ebü’l-Ferec, Zâdü’l-mesîr fî ilmi’t-tefsîr, (trc.: Öztürk, Abdü’l-vehhâb) İstanbul, m. 2015, Kahramân Yayınları.
Karaman, Hayre’d-dîn, Ana Hattlarıyle İslâm Hukūku, İstanbul, m. 1984-1986, Ensar Neşriyyât/Ensar Vakfı.
a. mlf., Günlük Hayâtımızda Halâller ve Harâmlar, 41. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İz Yayıncılık.
a. mlf.,İslâm’da İnsân Hakkları: Dîn, Vicdân ve Düşünce Hürriyyeti, İstanbul, m. 1996, Ensar Neşriyyât/Ensar Vakfı.
a. mlf., İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri, İstanbul, m. 2012, İz Yayıncılık.
a. mlf., İş ve Ticâret İlm-i hâli, 2. Tab’ı, İstanbul, m. 2018, İz Yayıncılık.
a. mlf., Laik Düzende Dîni Yaşamak, İstanbul, m. 1997-2006, İz Yayıncılık.
a. mlf., Mukâyeseli İslâm Hukūku, 9. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İz Yayıncılık.
el-Kurtubî, Muhammed bin Ahmed, el-Câmiu li-ahkâmi’l-Kur’ân, (trc.: Eryarsoy, M. Beşîr) İstanbul, m. 2015, Burūc Yayınları.
el-Mâverdî, Ebü’l-Hasen Habîb, el-Ahkâmü’s-sultâniyye: İslâm’da Devlet ve Hilâfet Hukūku, (trc.: Şafak, Alî) İstanbul, m. 1976, Bedir Yayın Evi.
el-Mergînânî, Burhâne’d-dîn, el-Hidâye Tercümesi, (trc.: Hey’et) İstanbul, m. 2017, Yâ-sîn Yayın Evi.
Mukâtil bin Süleymân, Tefsîr-i kebîr, (trc.: Eryarsoy, M. Beşîr) İstanbul, m. 2006, İşâret Yayınları.
Müslim bin el-Haccâc, Sahîh-i Müslim ve Tercemesi, (trc.: Sofuoğlu, Mehmed) İstanbul, m. 1974-1980, İrfân Yayımcılık-Tanıtım.
Özel, Ahmed, İslâm Hukūku Milletler Arası Münâsebetler ve Ülke Kavramı, İstanbul, m. 1982, Mârifet Yayınları.
er-Râzî, Fahre’d-dîn, Tefsîr-i kebîr/Mefâtîhu’l-gayb, (trc.: Hey’et) Ankara, m.1988-1995, Ak Çağ Basın-Yayın-Pazarlama.
es-Serahsî, Mebsût, (trc.: Hey’et) 3. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, Gümüş Ev Yayıncılık.
a. mlf., İslâm Devlet Hukūku (Şerhu’s-Siyeri’-kebîr), (trc.: Sarmış, İbrâhîm-Şimşek, Saîd) Konya, m. 2001, Eğitim, İletişim ve Turizm ve Anonim Şirketi (Eğitaş.).
Simâvî, Bedre’d-dîn, Letâifu’l-işârât), (trc.: Hey’et) Ankara, m. 2012, T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı.
a. mlf., Yargılama Usūlüne Dâir (Câmiu’l-Füsûleyn), (trc.: Hey’et) Ankara, m. 2012, T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı.
es-Süyûtî, Celâle’d-dîn, Peygâm-ber’imizin Mûcizeleri ve Büyük Özellikleri [el-Hasâisü’l-kübrâ], (trc.: Temizel, Ömer) Konya, m. 1994, Uysal Kitâb Evi.
eş-Şeybânî, Muhammed bin el-Hasen, es-Siyerü’l-kebîr [es-Serahsî’nin “İslâm Devletler Hukūku (Şerhu’s-Siyeri’l-kebîr)” adlı kitâbının metni], (trc.: Sarmış, İbrâhîm-Şimşek, Saîd) Konya, m. 2001, Eğitim, İletişim ve Turizm Anonim Şirketi (Eğitaş.).
Şeyhî-zâde, Mecmau’l-enhur: Büyük İslâm Hukūku/Mülteka’l-ebhur’un Şerhi: Dâmâd Tercümesi, (trc.: Çelik, Mehmed) İstanbul, m. 2008-2011, Yâ-sîn Yayın Evi.
eş-Şirbînî, Hatîb, Muğni’l-muhtâc: Delîlleriyle Büyük Şâfiî Fıkhı (Minhâcü’t-tâlibîn Şerhi) , (trc.: Duman, Soner) İstanbul, m. 2009-2017, Mi’râc Yayınları.
et-Tahâvî, Tahâvî Muhtasarı: Mukâyeseli Hanefî Fıkhı, (trc.: Duman, Soner) İstanbul, m. 2013, Bekâ’ Yayınları.
el-Vâkıdî, Hazret-i Peygâm-ber’in Savaşları (Kitâbü’l-Megâzî), (trc.: Yılmaz, Mûsâ K.) 2. Tab’ı, İstanbul, m. 2016, İlk Harf Yayın Evi.
ez-Zemahşerî, Keşşâf Tefsîri (el-Keşşâf an hakâ’ikı gavâmizi’t-tenzîl ve uyûni’l-ekâvîl fî vücûhi’t-te’vîl), (trc.: Hey’et) İstanbul, m. 2016-, T. C. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı.
ez-Zencânî, Ebü’l-Menâkıb Şihâbe’d-dîn, Fıkhî Hükümlerin Usūlî Dayanakları (Tahrîcü’l-fürū’ ale’l-Usūl), (trc.: İltaş, Dâvûd) Ankara, m. 2015, Ankara Okulu Yayınları.

CEMÂL ÜNAL

İslâm Devletler Huḳūḳu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı