Darul harbde cuma namazı
Süâl: Şerîat-ı Muhammediyye’de dâru’l-harbde cum’a farz mıdır, farz değil ise, kılınması hâlinde sahîh olur mu?

Cevâb: Hayır… Farz değildir.

Zîrâ, umûmî olarak, her nev’ ibâdetin farz olması için, bir kimsede mevcûd olması îcâb eden şartlardan olan şu;

1- Mü’min olmak.
2- Bâliğ olmak.

Şeklindekilere ilâveten şu;
1- Şehirli olmak.
2- Sıhhatli olmak.
3- Cum’a vakti, hasta bakıcı olmamak.
4- Şeyh-i fânî olmamak.
5- Hurr olmak.
6- Erkek olmak.
7- (en âz) 1 dâne gören gözü olması.
8- Yürümeğe kudreti olmak.
9- Hapis edilmiş olmamak.
10- Şedîd yağmur, çamur, kar, soğuk ve benzerlerinin mevcûd olmaması.
11- Korkunun bulunmaması.

Şeklindeki cum’anın farz olma şartları dâru’l-harbdeki bir kimsede mevcûd olsa bile, dâru’l-harbde;

 1- Şehir: Bununla kasd olunan, en büyük câmii, cum’a ile mükellef olan halkını almayacak kadar büyük ve içinde çarşı ve sokakları olmakla birlikde, işbu yerde oturup, hudûd-ı Şer’iyye’yi külliyyen tatbik kudretine mâlik ve hudûd-ı Şer’iyye’nin (en âzından) kâhir ekseriyyetini îfâ eden bir vâlîsi/âmiri/hâkimi/müftîsi olan ve dahi şehre muttasıl veyâhûd gayr-i muttasıl, cenâze gömmek, hayvân gezdirmek, asker toplamak için hâzırlanmış her yerdir.

2- Halîfe: Bununla kasd olunan, cum’ayı, bi’z’-zât halîfenin ve/veyâhûd emir/izin verdiği (cum’a kıldırmağa ehil) kimselerin kıldırmalarıdır.

3- Vakit: Bununla kasd olunan, öğledir.

Çünki, öğle vaktinin çıkmasiyle cum’a, sūret-i kat’iyyede bâtıl olur.

4- Hutbe: Bununla kasd olunan, cum’a günü, öğle vakti dâhilinde ve cum’anın farzlarından olan 2 rek’at namâzın edâsından evvel âkıl bâliğ olan, mü’min  (sağır veyâhūd uyuyor da olsalar) erkeklerin hâzır oldukları bir cemâatin huzūrunda, hatîbin yakınında onlarca
işitilebilecek kadar âşikâr bir şekilde hutbe îrâd etmekdir.

5- Cemâat: Bununla kasd olunan, câmide cum’ayı kılmak için hâzır bulunanların, en âz, cum’ayı kıldırmak husūsunda halîfenin emir/izin verdiği imâm hâricinde, cum’ayı kılması sahîh olan 3 erkek olması.

6- İzn-i âmm: Bununla kasd olunan, halîfenin, cum’ayı kılması sahîh olan kimselere, halîfenin ve/veyâhud cum’ayı kıldırmak husūsunda emir/izin verdiği (cum’a kıldırmağa ehil) kimselerin, cum’ayı kıldırmak için hâzır oldukları câmilerin kapılarının açılması sūretiyle mezkûr kimselerden hiçbirini işbu câmilere girmekden aslâ ve kat’â men’ etmeyip, bi’l-akis girmelerine umûmî olarak izin vermesi olmakla birlikde men’ edenler olması hâlinde, men’ edenleri, yapmakda oldukları bu ziyâdesiyle çirkin men’ işinden, men’ etmekdir.

Şeklindeki işbu, Hanefi mezhebinin temel menba’ kitâblarından iktibâs edip, şerh etmek sūretiyle kayıd etdiğim cum’anın ( hem farz olma hem de) sıhhat şartlarının 3,4 ve 5 numaralı olanları hâricindekiler gayr-i mevcûddur.

Maamâfîh, dâru’l-harbde ömür sürmek mecbûriyyetinde kalan mü’min kimseler, câiz olması hasebiyle, cum’a günü öğle vakti ictimâ edip, içlerinden ehl-i sünnet ve’l-cemâat mensûbu, dâru’l-İslâm – dâru’l-harb mes’elesine vâkıf, dâru’l-harbin dâru’l-İslâma tehavvül etdirilmesi dâvâ-i kudsiyyesinin yılmaz neferi, ilim, amel-i sâlih, takvâ ve şuūr sâhibi, namâz kıldırmağa ve hutbe îrâd etmeğe ehil bir kimseyi zarūrete binâen, kendilerine hutbe îrâd edip, cum’ayı kıldırması maksadıyle imâm-hatîb intihâb etmeleri netîcesinde, mezkûr
farz olma ve sıhhat şartları hâricindeki, bir namâzın sahîh olma şartlarının işbu imâm-hatîbe ittibâan vücûd bulduğu bir hâlde, kıldıkları cum’a fıkhen sahîh ve dahi işbu cemâate özürsüz dâhil olmamak sūret-i kat’iyyede tahrîmen mekrūh olur.

İşbu keyfiyyetdeki bir cemâatin gayr-i mevcûd olduğu veyâhûd işbu cemâate dâhil olmağa bir mâni bulunduğu bir hâlde, imâm-hatîbi dâru’l-harb tarafından tâyîn edilen bir câmide işbu, ehl-i sünnet ve’l-cemâat mensûbu, dâru’l-İslâm – dâru’l-harb mes’elesine vâkıf, dâru’l-harbin dâru’l-İslâma tehavvül etdirilmesi dâvâ-i kudsiyyesinin yılmaz müdâfii, ilim, ameli sâlih, takvâ ve şuūr sâhibi, bâzı mes’elelerde dâru’l-harbe olan itâati hîle esâsına istinâd eden, hutbe îrâd etmeğe ve namâz kıldırmağa ehil bir imâm-hatîbe zarūrete binâen
ittibâân ve mezkûr farz olma ve sıhhat şartları hâricindeki, bir namâzın sahîh olma şartlarının vücûd bulması netîcesinde, câiz olması hasebiyle, kılınan bir cum’a da fıkhen sahîh olur.

Zîrâ,cum’a, salât-ı bayram gibi olmayıp, cum’a günü öğle vakti, salât-ı öğleyi kılmanın farz olmasını sâkıt eden sahîh bir şekilde edâ edilen cum’a, sahîh bir şekilde edâ edilmediğinde salât-ı öğleyi kılmanın farz olmasına binâen, salât-ı öğleden kat kat üstün bir namâz olan cum’ayı sahîh bir şekilde edâ etmiş olan kimselere de ayrıca salât-ı öğleyi kılmalarını emr etmek büyük bir zorluk teşkîl etmek olup, Şerîat-ı Muhammediyye’nin temel esâslarından olan “kolaylık” umdesi sūret-i kat’iyyede mugâyirdir.

Lâkin, mezkûr keyfiyyetlerdeki cemâatlerin gayr-i mevcûd olduğu veyâhūd işbu cemâatlere dâhil olmağa bir mâni bulunduğu bir halde, imâm-hatîbi dâru’l-harb tarafından tâyîn edilen bir câmide işbu, keyfiyyetinden bî-haber olunan imâm-hatîbe ittibâân kılınan cum’anın sahîh olmama ihtimâl-i kebîrine binâen, salât-ı zuhr-ı âhırın ihtiyâtân “Niyyet etdim Allâh rızâsı için, vaktine erişip, hâlâ edâsı  müyesser olmayan, salât-ı zuhr-ı âhırı kılmağa” şeklinde niyyet edilerek kılınması sūret-i kat’iyyede lâzıme olur.

Meskûr keyfiyyetlerde olmadığı sūret-i kat’iyyede bilinen cemâatlerin ise, cum’a diye kıldıklarının, gûyâ hutbe îrâd edip, cum’ayı kıldıran resmî veyâhûd gayr-i resmî, ehl-i sünnet ve’l-cemâatin gayr-i mensûbu, ilim, amel-i sâlih, takvâ ve şuūrdan mahrūm, dâru’l-harbin dâru’l-İslâma tehavvül etdirilmesi dâvâ-i kudsiyyesinin yılmaz muhâlifi, dâru’l-harbin sâdık neferi (kemâlist veyâhūd PKK [Kürdistan İşçi Partisi] militanı vs.) olan işbu, gûyâ imâm-hatîbin hutbe îrâd etmeğe ve namâz kıldırmağa ehil olmamasına binâen, aslâ ve kat-â sahîh olmadığı ziyâdesiyle âşikârdır ve dahi işbu cemâatlere özürsüz dâhil olmak sūret-i kat’iyyede hârâm olur.

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here